RSS

Herhangi bir konuda bir kimseyi “uzman, usta” olarak nitelerken temel olarak göz önünde tuttuğumuz kriter, kişinin o konuyla ne kadar süreyle ve ne yoğunlukla ilgilendiğidir.

Örneğin bir kimseyi “mobilya ustası” olarak nitelerken, o kişinin ne kadar zamandır ve ne yoğunlukta mobilya ile ilgilendiğine bakarız kabaca…

Peki, bir konuda bir kimseyi usta, uzman olarak nitelemek için en az ne kadar sürelik bir uğraşım gerekir sizce?

1 yıl? 5 yıl? 7 yıl? Aramızda sorun çıkmaması için gelin 10 yıla bağlayalım ve günde en az 3-4 saatlik bir uğraşım koşulumuz olsun. Kabul ettiyseniz devam, etmediyseniz 5 yıl daha ekleyin öyle devam edelim. ;-)
Detay »

Doğaya Aykırı – 2

12 Ekim 2010 Salı

Bir önceki yazımdan sonra Facebook’tan gelen yorumlardan sonra devam yazısını şimdiden yazmak istedim.

Önceki yazıma eklemek istediğim diğer bir bakış açısıda yine, yapısına bakarak “evren” adını verdiğimiz mekanımızın “evrilme” üzerine kurulduğu gerçeğiyle ilişkili…

Doğaya Aykırı yazımda bahsettiğim uydurulmuş işleri yapısal açıdan ele aldığınızda farkedeceğiniz bir başka noktada, uydurulmuş işlerin yapısında bir “evrilme” olmadığı gerçeğidir.
Detay »

Doğaya Aykırı!

05 Ekim 2010 Salı

Çevrenizde şöyle bir yoklama yaptığınızda pek çok kişinin gerçekte yaptığı işten hoşnut olmadığını görürsünüz. Genel yollu bir şikayet sürekli çevremizde dolaşır. Peki, neden pek çok insan yaptığı işten memnun değildir ya da yaptığı işi “mecburiyetten” yaptığını söyler durur? Peki, bu şikayette bulunanların yaptıkları işlere hiç dikkat ettiniz mi?

Şarkı söylemekten nefret ediyorum ama ne yapalım ekmek parası işte söylemek zorundayız!

Resim yapmak mı? Boya mı? Fırça mı? Nefret ederim, midem bulanır boya görünce ama ne yapalım ekmek parası işte yapmak zorundayız!
Detay »

Şaşkınlar Piyangosu!

07 Eylül 2010 Salı

ALLAH BİZİ NASIL TANIMLIYOR?
Bu sorunun yanıtı oldukça basit. Yaratılışla ilgili ayetlere baktığımızda göreceğimiz ifadeler sırasıyla “BEŞER” ve “İNSAN” olacaktır.

Önce “BEŞER” olarak tanımlanıyoruz.
Nedir beşer?

“BŞR” (umut) kökünden olan bu sözcüğe pek yabancı değiliz.
“Büşra”: umut, muştu,
“Beşer”: umutlanan, muştulanan, umutlu

Allah dedi: “Ben bir BeŞeR yaratacağım ve siz onu benimseyeceksiniz.” Ancak iBLiS benimsemedi.


Detay »

Merhaba,

ramazan ayı süresince (28 Haziran – 29 Temmuz) burayı biraz savsakladım. :-)

Bu kadar ara ancak hatırı sayılır bir şeyle kapatılabilirdi ki sanıyorum bu yazıyı okuyunca “hatırlı” olduğunu siz de kabul edeceksiniz.

Sözü çok uzatmadan konuya girelim…
Konu aslında oldukça basit. Ancak basit olmasına kıyasla hem el becerisi, hem bedensel çalışma hem de yaratıcılık gerektiriyor.

Hemen hemen hepimizin evinde taşınmalardan kalma, eşya alımlarından kalma, memleketten gönderilenlerden kalma ya da gurbettekilere gönderilecekler için saklanan kartondan koliler, kutular vardır. Bu yazıda bu kartonları değerlendirerek hem eğlenceli zaman geçirmeyi sağlayacak hem de işe yarayacak bir projeyi inceleyeceğiz…
Detay »

Akşam haberlerinde İstanbul için önemli bir uyarı geldi yetkililerden. (8 Temmuz Perşembe) Konularında uzman (!?) yetkililerimiz kasılarak bildirdiler; “Bu gece 23:00′ten itibaren önemli bir yağış başlayacak. Metre kareye 160 kg. yağış düşecek. İstanbul’un, özellikle Çatalca, Avcılar, Silivri bölgelerinde sel riski çok yüksek. Vatandaş önlemini alsın.”

Haberi duyan İstanbul vatandaşları haliyle “Hadi be! Yine mi?” diyerek içten içe hayıflanmıştır. Daha bir kaç gün önce ve ondan bir kaç hafta önce yine bu felakete yenilmiştik ancak konularında uzman (!?) yetkililerimiz, felaketten sonra haber vermişlerdi.Bu defa ipi sıkı tutup “Ne olur ne olmaz. Biz milleti paniğe sokup bir laf sallayalım. Gerisi Allah kerim” kıvamında laflar ettiler… “Metre kareye 160 kg…” Ya 160 kg. nedir bilmediniz ya da 0 (sıfır) merakınız 16′nın yanına “Bir de benden” diyerek bir sıfır ekleyip 16′yı 160 yaptırdı…

Cemal Hoca durur mu? Bir kaç saat sonra, konularında uzman (!?) yetkililerin yarattığı paniği gücü yettiğince dindirmek için apar topar gönderdi iletisini…
Detay »

Birleştirilmesi Gerekeni Koparmak

22 Haziran 2010 Salı

Kendimize “insan” derken dile kolaydır söylemesi ancak altını doldurmakta aynı maharete sahip değiliz… Nedir “insan” olmak? Nasıl insan olunur? İnsan nedir?

Bizleri köklerimizden kopardılar, bağlarımızı kopardılar, birleştirmemiz gerekeni ayırdık…
Neyi birleştirecektik? Nasıl birleştirecektik?

Daha önce Akıl ve Zeka ile ilgili iki yazı ( 1nci2nci ) yazmış ve insanın varlığını, evrendeki diğer varlıklara göre konumlandırmıştım. Bu yazımda “insanı” konumlandırmayı, bazı benzetmeler ve çağrışımlarla devam ettirmek istedim.
Detay »

Son Eklediklerim

Kategoriler

Medipedya
Ansipedi
Runive

Yazı Arşivi

Valid XHTML 1.0 Transitional