arifaydoğmuş

Gerek e-posta, gerek bu siteden yorum yazarak, gerekse Facebook’tan ileti gönderip benden bir yanıt alamayanların sayısını tutmuyorum. Ancak, sınırı aşıp yanıt alamadığı için “karaktersizce” iletiler gönderenleri görünce buradan toplu yanıt yazmak istedim.

Üzgünüm, size yanıt yazamam. Yazamam, çünkü yazdıklarınızdan hiç bir şey anlamıyorum.

“Ole diosun ama buna nediceksin?” Efendim?
Büyük Türkçe sözlüğe bakıyorum; “OLE, DİO” gibi sözcükler bulamıyorum.

Derdinizi anlıyorum, “Öyle diyorsun ancak, buna ne diyeceksin?” demek istiyorsunuz.
Evet, bize; “tutumlu olmak” öğütlendi, öğretildi. Ancak tutumluluğu “akıl tutulması” şeklinde yapmanızı kavrayamıyorum.
Üç beş harften tasarruf edip, akıl tutulması yaşayan, dilinden habersiz, kişiliğini yitirmeye başlamış haliyle de doğru düşünme yetisi azalmış birine ne yanıt yazabilirim?

Çok mu ağır geliyor “shift” tuşuna basıp noktadan sonraki ilk harfleri büyük yazmak?
Çok mu ağır geliyor “!” işareti koymak bir ünlemin sonuna?
“mutis yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa” yazıp, “kıçınızın ne kadar zorlanabildiğini göstermektense; “Çok güzel ya!” yazmayı neden beceremezsiniz?

“öle, böle,” yazarken sakındığınız harfleri, “yaaaaaaaa”, “beeee” “vayyyyyyy” yazarken neden katlaya katlaya kullanıyorsunuz? Amaç, harften kazanmaksa bu çelişki neden?

Evet, sözcüğün tam anlamı ile “akıl tutulması” yaşıyorsunuz ve benden hiç bir zaman yanıt alamayacaksınız. :-)
Doğru yazılmış bir iletiyi yanıtsız bıraktığım olmamıştır. ;-)

Sevgiyle…

Şeytanın suçu ne?

Ocak 14th, 2010

Bugün ülkemizde pek çok kişinin diline pelesenk olmuş bir deyiş var; “Türk hükümeti Amerikanın kuklası…”
Gerçekte böyle bir kuklalık var mı? Yok.
Her ne kadar sevmesem de R.T.E. ya da bir başkası isteyerek kimsenin kuklası olmaz. Peki, nasıl oluyor tüm bunlar?

Bu işin değişik stratejiler olur. Gücünüz varsa, gücünüzün yettiği oranda bir “ETKİ” oluşturursunuz. Bu etkiye fizik yasaları gereği mutlak bir tepki gelir. Siz tepkiyi kendi amacınız için gücünüz doğrultusunda yeniden yeniden yönlendirirsiniz….
Bu biraz, squash oynamak gibidir.
Devamı »

Nasıl şükrediyorsunuz?

Kasım 23rd, 2009

Şükr etmek, teşekkür etmek, müteşekkir olmak ifadelerini sık sık kullanırız. Peki, arapça kökenli bu sözcükten ne anlıyoruz? [Yandaki resmin konuyla ne ilgisi var demeyin, okumaya devam edin. :-) ]

“Teşekkür etmek” ne demek? Bu soruyu başta kendinize sonrada çevrenize sorduğunuzda üzülerek söyleyeyim pek doyurucu bir yanıt alamayacaksınız. Çünkü arapça olan bu sözcüğün dilimizdeki karşılığını neredeyse hiç bir zaman kullanmadık. Hatta üzerinde düşünmeye bile gerek duymadı çoğumuz. Öyle ya, bir dostumuz çay ısmarlar “teşekkür ederiz”, annemiz su getirir “teşekkür ederiz”, iş arkadaşımız bir konuda yardımcı olur “teşekkür ederiz”… Peki, teşekkür etmekle ne yapmış oluruz?

Ben kendi testimden bir kaç örnek vereyim.


Devamı »

Bugün bir e-posta grubunda, ırklarla ilgili bir noktaya temas edince gönderdiğim yazıyı buraya alıntılıyorum.

Sevgiyle…

*****

Merhaba sevgili (gizlendi);

Kafamda ne ihtilalden kalma ne de başka bir yerden edinme bir ırk anlayışı yok daha doğrusu bir herhangi bir şekilde ırk anlayışım yok. Ben 49/13′ü okuyalı epey bir zaman oluyor… ;-)

Bak bakalım, kafasında Türk, Kürt, Cermen, Hint gibi “millet” anlayışı, Afro-Amerikan, Avrupalı, Beyaz, Siyah gibi “ırk” anlayışı olan o cânım (!?) çevirmenlerimiz senin tarifine “cuk” oturuyor mu? ;-)
Devamı »

Allah katında ayların sayısı 12′dir ve bunlardan dört tanesi sınırlandırılmış/kısıtlandırılmıştır.(şehru haram)
Güneş etrafındaki bir tam turdan oluşan dilimin 12 eş parçaya bölünmesi her bir ayı (şehr) ifade eder.

Bu hesaplama yapılırken nedense oluşturulan takvimlerde sürekli hatalar vardır.
Örneğin aya göre yapılan kameri takvim güneşe göre her yıl 10 gün kadar bir artık verir ve her sene bu süre düzeltilir.

Güneşe göre yapılan bugün kullanılan Gregoryen takvimi ise 4 yılda bir, bir gün hata vermektedir ve 4 yılda bir düzeltilir. (29 şubat eklenerek)

Oysa dünya güneş etrafında kapalı bir yörünge izlemektedir. (Elips biçimli)
Pekala, bir çember gibi bir elipste 12′ye bölündüğünde artık vermez. Derece hesabından bahsedersek 360 / 12 = 30 olacak şekilde tam bir hesap çıkar. (Bu tür hesaplamalarda Radyan kullanılıyor normalde)
Devamı »

Iklığ (Rebab) Yapımı

Haziran 9th, 2009

Iklığ (genelde Rebab olarak karşınıza çıkar) yaylı bir müzik aletidir. Genelde yarım küre şeklinde bir gövdeden uzatılan sapa, at kılı, bağırsak gibi bir, iki, üç telin gerilmesi ile yapılır. Genelde at kılı ile yapılmış yay ile çalınır.
Iklığ gövdesi olarak, hindistan cevizi, bağa (kaplum-bağanın gövdesi), kabak gibi malzemeler kullanıldığı olmuştur. Günümüzde daha çok hindistan cevizi ile yapılmaktadır.
Iklığ, tok sesli bir müzik aletidir. Genellikle sesinin dikkat çekmediği ve anlaşılmadığı söylensede bir orkestra içerisinde gizli ve etkin bir rolü vardır.

Derinden bir ses veren ıklığ dinleyicisini yormadan usulca kendini hissettirir…
Devamı »

İstanb-ball projesi “zincir tepkime” olarak bilinen bir eylemin sonucunun başka bir eylemin başlatıcısı olduğu mekanik bir eğlence platformudur.

Başlangıçta sadece 7 adımlı bir zincir tepkime oyuncağı olarak  düşünmüştüm ancak daha sonra aynı zamanda İstanbul’un simgelerinin konu edilip tanıtılacağı bir proje haline geldi.
Hemen hemen her adımında İstanbul’un simgeleri kullanılarak keyifli bir İstanbul turu yanında görsel etkileyiciliğide artırıldı.
Devamı »


OOXMLe karsi!

Desteklediklerim

Ansipedi
Runive
Pardus Ulusal Linux

Valid XHTML 1.0 Transitional