Allah’ı Soytarı Yapanlar !
Evet sevgili Mehtap;
dediğin gibi Allah sözcükleri “bilerek” kullanıyor. Oralarda “evvelin” (EVL) dediyse öyle demek istediği için dedi.
Üstelik, “Sözcüklerin yerlerini değiştirmeyin, anlamlarını kaydırmayın” dediği halde bizler, buna inat değiştirdikçe değiştirmişiz…
Örneğin; orijinal metinde “millet” geçen ayetlerin çevirisine baktığında sürekli ve inatla “din” diye çevirdiklerini (aslında din’de türkçe olmadığından çevirmediklerini) görürsün.
“Millet” sözcüğünü bir kenara itince onun yerini doldurmak için “din” sözcüğünü yerinden kaydırıyorlar. Bu defa da “din” sözcüğünün yerini doldurmak için başka sözcükler yerlerinden kaydırılıyor. Onları doldurmak için bir başkası… Ve iş böylece sürüp gidince ortaya ne dediği belli olmayan, masala, kahramanlık hikayelerine evriltilmiş bir kitap çıkıyor…
Hatta iş öyle abartılı ki! Sadece sözcük kaydırma olsa biraz daha kolay olurdu. Tutar yerlerine çekerdik bir süre sonra biterdi… Ancak iş öyle değil… Sözcüklerin yerlerinden kaydırılması yetmiyor bir de var olan bir eki “görMEME” olmayan bir eki varMIŞ GİBİ GÖRME durumu var…
Şöyle bir örnek vereyim.
*** Sana; “Mehtap yaptığım bileşiğin formülünü açıklayacağım.” dersem sen, bir açıklama beklentisine girersin. Çünkü cümle “MUTLAK” anlamdan kurulu…
*** Sana; “Mehtap yaptığım bileşiğin formülünü benden başkası açıklayamaz.” dersem sen, mutlak bir açıklama beklemezsin. Formülü benden başkasının açıklayamayacağını öğrenmiş ve başka kaynaklardan da beklenti içerisinde olmamayı sağlamış olursun. Cümle “MUĞLAK” anlamdan kurulu…
7/187 ayetine baktığımızda çevirmenlerin neredeyse tamamı saatin vaktini açıklama cümlesini “OLUMLU” cümle olarak ve pek çoğuda “-ecek, -acak” eki ile “MUTLAK” anlamda kurarlar.
Böyle olabilmesi için dilin yapısındaki kuralı kısaca söyleyeyim.
Bu dilde; bir yüklemi gelecek zamana çekmek için öncelikle “ye” eki ile “geniş zamana” çekmek ve önüne “se” eki koyarak “gelecek zamana” çekme kuralı var.
Örneğin; “se-ye-sla”, “se-ye-hdi” vb
Olumsuzluk için ise “la” eki kullanılır. (İng. “not” gibi)
7/187 ayetinde ki ifadeyi “LA YÜCELLİHA” olarak görüyoruz. Yukarıda belirttiğim kurallara göre, ifade
1- Olumsuz
2- Geniş zamandır.
Olumlu ve gelecek zaman olabilmesi için, “LA”nın olmaması, “ye”nin önünde de “SE” olması gerekir.
Ayet; “Vakti O’ndan başkası ortaya çıkaramaz” diyor, ancak çevirmenler ittifakla, “LA”yı görmedikleri gibi bir de olmayan bir “SE” icat ederek; “Zamanı gelince O ortaya çıkaracaktır” şeklinde çevirirler…
Ayetin orijinalinde MUĞLAK olan ifadeyi MUTLAK olarak çevirirseniz doğal olarak milyonlarca insan başlar kıyamet alameti beklemeye !!!
Yani ayetin ifadesinin %100 zıttı olarak çevriliyor! Bu nasıl çevirmenlik? Bu nasıl dindarlık? Bu ne cüret?
Bunun gibi yüzlerce örnek var maalesef. Bu nedenlede Kuran’ın orijinali değil ancak çevirileri, ÇELİŞKİLERLE dolu.
Sevgiyle…







arapçadan bihaber olan bir cahil !!! en basit sözlüğü bile açsan milli= dini millet =din !!!
üç kuruşluk arapça bi,lginle binlerce islam alimini yargılayabileceğini zanneden zavallıdan başka bir şey değilsin sen insanları kandır saptır sadece…
Merhaba sevgili “yalancıya dayanamayan” ancak “yalanlara dayanabilen”;
birincisi Bedevice bilmiyorum, bildiğimi söylemiyorum zaten.
İkincisi; “millet = din” ise din = ? Türkçesi nedir? Biliyorsanız siz yazın, bilginizden yararlanmaktan memnuniyet duyarım.
Üçüncüsü; bugün türkçede “ev-bark” ifadesini kullanırız ve sözlüklere baktığınızda da “bark” sözcüğünün anlamı olarak “ev, yapı” karşılığını görürsünüz.
Ev, bark ve bark, ev ise neden sadece “ev” değil? ya da sadece “bark” değil? İkisi de aynı anlamda mı yoksa aralarında bir nüans var mı? Varsa nedir? Yoksa nedendir? Eş anlamlılığın gereğini biliyor musunuz? Bilmeden mi saptırıyorsunuz?
Yabancı dildeki “millet” sözcüğünü yabancı dildeki “din” sözcüğüne eş tutmak çeviri midir? Soytarılık mı?
Allah Kuran’da “din” sözcüğünü zaten kullanıyorken “millet” ifadesini kullandığı ayeti çevirmenler hangi hakla ve mantıkla “din” diye çeviriyorlar?
Bir de engin bilgilernizle 1. Tebdil 2. İlhad 3. Tahrif kavramları ve bunların Kuran’da nasıl işaret edildiğini paylaşır mısınız?
2/75 Siz onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah’ın sözünü işitiyor, akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.
10/15 Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: ”Bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir.” De ki: ”Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım.”
41/40 Bizim ayetlerimiz konusunda çarpıtma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. Öyleyse ateşin içine bırakılan mı daha hayırlıdır yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Siz dilediğinizi yapın. Çünkü O yaptıklarınızı gerçekten görendir.
Kitap Yüklü Merkepler