Benden…
18 Ekim 1980′de Malatya’da taze ihtilal günlerinde ve aynı zamanda Kurban Bayramının arife gününde ailenin ikinci çocuğu olarak doğmuşum. Ailem, adımı beraber getirdiğimi düşünerek Arif adını koymuş.
İlk ve orta okulda ortalamanın altında bir öğrenciydim ancak orta okul ikinci sınıfta Türkçe öğretmenimin yönlendirmesi ile şiir okumaya yöneldim ve çok sevdim. (Laf aramızda epey şiir yazdım ve bir kaç tanesini fon müzik üzerine okudum.) Aynı dönemde resim öğretmenimin de ilgisi ile resimle uğraşmaya başladım. Elektronik devrelerin ilgimi çekmesi Anadolu Teknik Lisesi Elektronik bölümünü okumama kadar götürdü. Bu okulda tanıştığım Türk Dili ve Yazını öğretmenimin yönlendirmesi ile yazına daha fazla ağırlık verdim. Öğrenci arkadaşlarımla Malatya genelinde dağıtımını da kendimizin üstlendiği “Serzeniş” Dergisini çıkardık. İlk yazın denemem “Durmuş” romanı İstanbul’a taşınmam sırasında kayboldu.
Din alanında kendimi sorgulayarak farklı deneyimler yaşadım ve geleneksel düşüncelerin tamamını bir kenara iterek, yalnızca Kuran okumaya başladım. Liseyi birincilikle bitirmeme rağmen
sınav sistemindeki değişikliğe kendimce tepki göstererek üniversitelerin özel yetenek sınavlarına girdim. (Resim bölümü)
1999 yılında başta “din” konusunda düşüncelerimdeki değişimlerin etkisi ile İstanbul’a taşındım. Bilgisayar iş-koluna web tasarımcılığı ve grafiker olarak başladım. Kısa bir süre sonra web programcılığına ve uygulama tasarım ve programcılığına yöneldim. 2002′de evlenmemin ardından bilişim iş-kolunun öncü kuruluşlarından Index Grup Bilgi İşlem bölümünde çalışmaya başladım. (2008 yılı ortalarına kadar)
Iğdır’da yaptığım askerlik görevim sırasında yazına olan ilgisimle çeşitli konularda denemeler yazdım. Basılmasına karar verdiğim ilk kitabım olan “Bu Nasıl Bir Kitap?” matbaa aşamasındayken biraz şansızlığım biraz da tembelliğim nedeniyle yayınından vazgeçtim.
Bir zaman klasik müziğe ilgim arttı ve gitar çalışmalarına başladım. Güfte ve bestelerini çok sevdiğim bir dostumun müziklerini yapmak için elektro-gitar ve santur alıp çalıştım. [İkisinin ne alakası var demeyin
] Enstrümanlarla ilgilenirken şiire olan ilgiminde canlanmasıyla kendi güfte ve bestelerimi yaptım. [Tabii bir de ilham kaynağım vardı
] Seyyah Sevgili, Enbiya ve İli adlarında söz ve müziği kendime (ve esin kaynağıma) ait olan üç albüm çalışması yaptım. Hepsi bilgisayarımda duruyor. Bazılarını bir kaç arkadaşla paylaştım.
Kızımın (2002 – Meryem Dila) konuşmaya başlamasıyla birlikte dil konusunu merak ettim. Çalışmalar Türkçemizi Canlandırma Derneği’nde yönetim kurulu üyeliğine kadar götürdü. Ancak bir süre sonra boşanmamın ve ardından askerlik görevimi yapmaya karar vermemin sonucunda derneğe çok fazla katkı sağlayamadım. Askerlik görevi sonrasında devam etmedim.
Kızım için düşündüğüm zincirleme-tepki oyuncağını yaparken daha çok kendim eğlendim.




merhaba
uzun zamandır meal okuyorum birşeyler değişti hayatımda, değerlerimde, algılarımda fakat bu beni rahatlatmak yerine daha fazla strese sokmaya başladı.
islamı derince konuşabildiğim insanlar yok çevremde ve bunu başarabildiğim bir arkadaşım askere yeni gitti. siz de tanıyor olmalısınız murat kara… ki ben isminizi ondan duymuştum.
kaynak sıkıntısı çekiyorum bazen merak ettiğim ya da öğrenmem gereken mevzuular hakkında bilgi edinmem oldukça zor oluyor. an itibariyle mustafa sağ ın çevirisini okuyorum. hayatımda inandığım bir çok değeri sildim… selam eder dualarınız beklerim
Selam,
resimler harika görünüyor. Özlettin kendini.Umarım günlerin keyifli geçiyordur. Dila çok büyümüş olmalı. İlk gördüğünde bizim için öp olur mu? Kendine iyi bak. Görüşmek dileğiyle…
merhabauzun zamandır meal okuyorum birşeyler değişti hayatımda, değerlerimde, algılarımda fakat bu beni rahatlatmak yerine daha fazla strese sokmaya başladı.islamı derince konuşabildiğim insanlar yok çevremde ve bunu başarabildiğim bir arkadaşım askere yeni gitti. siz de tanıyor olmalısınız murat kara… ki ben isminizi ondan duymuştum.kaynak sıkıntısı çekiyorum bazen merak ettiğim ya da öğrenmem gereken mevzuular hakkında bilgi edinmem oldukça zor oluyor. an itibariyle mustafa sağ ın çevirisini okuyorum. hayatımda inandığım bir çok değeri sildim… selam eder dualarınız beklerim
+1
Merhaba sevgili Herrera,
aslında yaşadığını söylediğin bu stres kötü ya da olumsuz bir durum değil. Daha önce genel algılarla senin düşüncen aynı yöne gittikleri (ya da biribirinden çok uzak olmadıkları) için doğal bir “rahatlık” durumu söz konusuydu. Ancak kendi başına düşünüp, kendi gözlemlerini değerlendirdikçe genel algıların pek çok çelişki, hata ve çarpıtma içerdiğini gördüğünde doğal olarak ara açılıyor, ara açıldığı içinde doğal olarak bir “gerilim” oluşuyor. Her okumada, her sorgulamada gerilim artıyor.
Gerilimin yüksek olduğu bir alanda kırılganlık, etkiyi hissetme kısacası güçler daha yoğun hissedilir.
Bu en temel elektrik kanunudur. Elektrikle ilgili sık sık “gerilim” deyiminin kullanıldığını duymuşsundur. İki direk arasında sımsıkı “gerilmiş” bir ip olduğunu düşün ve o ipin üzerinde bir şey… İpi herhangi bir yerinden çekip bıraktığında gerilimden dolayı aşırı bir hareketlilik gözlersin ipte…
Telli bir müzik aletinde bunu açıkça görürüz. Örneğin bir gitarın teli öylesine gergindirki, parmağınızın ucuyla dokunursunuz o ufacık dokunma gerilim altındaki telde müthiş bir titreşmeye ve bir sesin duyulmasına yol açar…
Kuran’ı kendi gözlem ve deneyimlerinizle okuduğunuzda da geleneksel algılarla aranızda bir gerilim oluşur. Ancak bu gerilim olumsuz değildir bence… Gitar ya da bağlamada olduğu gibi iyi sonuçları olan bir gerilim olarak düşünüyorum… Gerilim sahasında her dokunuş bir stres yaratabilir, ancak bu gerilim sahasında buzdan bir ip olmak yerine bakır telden bir ip olmayı seçersek “kırılma” yerine “ahenkli bir ses” doğar…
Bir de şu var, hiç bir gerilim sonsuz devamlılıkta değildir. Özellikle “insan” gibi kendine müdahale etme hakkı bulunan bir canlı için gerilimlerden anında kurtulmak söz konusudur. Gerilim sahasının dışı tamamen sükundur.
Sevgiyle…