Merhaba;
bir süredir, üzerinde çalıştığım “öyümcek” projesi ve diğer bir kaç işim nedeniyle yazamadım. Birkaç hafta önce sevgili Emin’in hafta sonu ziyaretine gelmesiyle yaklaşık 20 saatlik bir sohbete tutuştuk. Konuşmanın tam olarak neresinde ve neyin üzerine söylediğimi şimdi anımsamıyorum ancak, sevgili Tuba “İstisnalar Kaideyi Bozmaz” için kısa da olsa yazmamı önerdi.
Şükr etmek, teşekkür etmek, müteşekkir olmak ifadelerini sık sık kullanırız. Peki, arapça kökenli bu sözcükten ne anlıyoruz? [Yandaki resmin konuyla ne ilgisi var demeyin, okumaya devam edin.
]
“Teşekkür etmek” ne demek? Bu soruyu başta kendinize sonrada çevrenize sorduğunuzda üzülerek söyleyeyim pek doyurucu bir yanıt alamayacaksınız. Çünkü arapça olan bu sözcüğün dilimizdeki karşılığını neredeyse hiç bir zaman kullanmadık. Hatta üzerinde düşünmeye bile gerek duymadı çoğumuz. Öyle ya, bir dostumuz çay ısmarlar “teşekkür ederiz”, annemiz su getirir “teşekkür ederiz”, iş arkadaşımız bir konuda yardımcı olur “teşekkür ederiz”… Peki, teşekkür etmekle ne yapmış oluruz?
Ben kendi testimden bir kaç örnek vereyim.
Kendisine “ateist” damgasını yapıştırıp, “akılcılıktan” dem vuran ancak aklın “a”sından haberi olmayan ülkemizdeki “çakma ateistler” saçma sapan bir iddiayı sık sık dile getirir oldular.
Kuran’da, Lut kavminin eş-cinsel olarak anlatıldığını söyleyen geleneksel “çakma müslümanlar” ile “çakma ateistler” bir rüzgara kapılmış oradan oraya savrulup duruyorlar…
Öncelikle bir düzeltme yapayım; Lut kavmi anlatılırken “eş-cinsel” diye bir kavram kullanılmaz bu çevirmen olduğunu zannedenlerin yakıştırması. İlgili ayetlere göz atıldığında kullanılan ifadenin daha geniş bir vurgusu olduğu görülür. Çocuklara tecavüzden tutun hayvanlara tecavüze kadar normal bir cinsel birlikteliğin dışında kalan her şeyi içine alan bir ifadedir.
Bu bir yana, “çakma ateistler” güya eş-cinselliğe bilimsel bir bakış açısı getirip, eş-cinselliğin “genetik” olduğunu söylüyorlar.
Devamı »
Turgut Ağabey’den bir alıntı:
****************************************
Selam,
İnsana ait olan tek kavramın “akıl” olduğundan yol çıkarak aklın çalışmasını, işletilmesini üzerinde düşünebiliriz. Genel olarak “akıl” ve “zeka” kavramları karıştırıldığından öncelikle bu kavramlar üzerinde biraz duralım.
Sıklıkla düştüğümüz bir yanılgı duyular denilince beş duyu organını ve beş duyuyu hatırlamamızdır. Duyma, görme, koklama, tatma, dokunma olarak saydığımız duyularda bir önceki yazımızda olduğu gibi varlıklar üzerinden hareketle bakacak olursak yine insana ait bir tek özellikle karşılaşıyoruz.
Devamı »
Şuana kadar evrende gezegenimiz dışında yaşam belirtileri olan başka bir yere rastlamadık. Gezegenimizdeki yaşamı bitki ve hayvanlarla paylaşıyoruz. Peki bitki ve hayvanlardan ne gibi farkımız var? Yaşam yerleri edinmek, beslenmek, üremek vd…
Evrendeki her şeyi yedi özelliğe göre tanımlayabiliriz.
1. Öz (hammadde)
2. Beslenme
3. Büyüme
4. Üreme
5. Duygusal tepkiler verme
6. İrade ile hareket
Devamı »
Merhaba,
Üye olduğum e-posta grubunda ki bir tartışmaya yönelik yazdığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum.
********************************************************
Merhaba sevgili Toprak;
Öncelikle 3/81 uyarın için çok teşekkür ederim. Uzun zamandır aklımı karıştıran bir sorunun cevabını bulmama neden oldu.
Aslında yazımda doğrudan olmasa da cevap vermiştim. Din demek bana göre "ilke" demektir. Din’i ilke olarak düşündüğümüzde her insanın bir dini olmasında sakınca yoktur. Her insanın yaşam ilkeleri farkılıdır. Ortak ilkeler olması gayet normaldir ve sakıncası yoktur. Önemli olan nokta, ortak yaşam ilkelerini mecburi kabul edilmesi gereken ilkeler olarak sunmamaktır.
Devamı »