Uzman olmak için ne kadar zaman gerekli?
Herhangi bir konuda bir kimseyi “uzman, usta” olarak nitelerken temel olarak göz önünde tuttuğumuz kriter, kişinin o konuyla ne kadar süreyle ve ne yoğunlukla ilgilendiğidir.
Örneğin bir kimseyi “mobilya ustası” olarak nitelerken, o kişinin ne kadar zamandır ve ne yoğunlukta mobilya ile ilgilendiğine bakarız kabaca…
Peki, bir konuda bir kimseyi usta, uzman olarak nitelemek için en az ne kadar sürelik bir uğraşım gerekir sizce?
1 yıl? 5 yıl? 7 yıl? Aramızda sorun çıkmaması için gelin 10 yıla bağlayalım ve günde en az 3-4 saatlik bir uğraşım koşulumuz olsun. Kabul ettiyseniz devam, etmediyseniz 5 yıl daha ekleyin öyle devam edelim.
Detay »
Doğaya Aykırı – 2
Bir önceki yazımdan sonra Facebook’tan gelen yorumlardan sonra devam yazısını şimdiden yazmak istedim.
Önceki yazıma eklemek istediğim diğer bir bakış açısıda yine, yapısına bakarak “evren” adını verdiğimiz mekanımızın “evrilme” üzerine kurulduğu gerçeğiyle ilişkili…
Doğaya Aykırı yazımda bahsettiğim uydurulmuş işleri yapısal açıdan ele aldığınızda farkedeceğiniz bir başka noktada, uydurulmuş işlerin yapısında bir “evrilme” olmadığı gerçeğidir.
Detay »
Doğaya Aykırı!
Çevrenizde şöyle bir yoklama yaptığınızda pek çok kişinin gerçekte yaptığı işten hoşnut olmadığını görürsünüz. Genel yollu bir şikayet sürekli çevremizde dolaşır. Peki, neden pek çok insan yaptığı işten memnun değildir ya da yaptığı işi “mecburiyetten” yaptığını söyler durur? Peki, bu şikayette bulunanların yaptıkları işlere hiç dikkat ettiniz mi?
Şarkı söylemekten nefret ediyorum ama ne yapalım ekmek parası işte söylemek zorundayız!
Resim yapmak mı? Boya mı? Fırça mı? Nefret ederim, midem bulanır boya görünce ama ne yapalım ekmek parası işte yapmak zorundayız!
Detay »
Havadan, Tozdan… İstanbul’da Sel Alarmı !?
Akşam haberlerinde İstanbul için önemli bir uyarı geldi yetkililerden. (8 Temmuz Perşembe) Konularında uzman (!?) yetkililerimiz kasılarak bildirdiler; “Bu gece 23:00′ten itibaren önemli bir yağış başlayacak. Metre kareye 160 kg. yağış düşecek. İstanbul’un, özellikle Çatalca, Avcılar, Silivri bölgelerinde sel riski çok yüksek. Vatandaş önlemini alsın.”
Haberi duyan İstanbul vatandaşları haliyle “Hadi be! Yine mi?” diyerek içten içe hayıflanmıştır. Daha bir kaç gün önce ve ondan bir kaç hafta önce yine bu felakete yenilmiştik ancak konularında uzman (!?) yetkililerimiz, felaketten sonra haber vermişlerdi.Bu defa ipi sıkı tutup “Ne olur ne olmaz. Biz milleti paniğe sokup bir laf sallayalım. Gerisi Allah kerim” kıvamında laflar ettiler… “Metre kareye 160 kg…” Ya 160 kg. nedir bilmediniz ya da 0 (sıfır) merakınız 16′nın yanına “Bir de benden” diyerek bir sıfır ekleyip 16′yı 160 yaptırdı…
Cemal Hoca durur mu? Bir kaç saat sonra, konularında uzman (!?) yetkililerin yarattığı paniği gücü yettiğince dindirmek için apar topar gönderdi iletisini…
Detay »
Birleştirilmesi Gerekeni Koparmak
Kendimize “insan” derken dile kolaydır söylemesi ancak altını doldurmakta aynı maharete sahip değiliz… Nedir “insan” olmak? Nasıl insan olunur? İnsan nedir?
Bizleri köklerimizden kopardılar, bağlarımızı kopardılar, birleştirmemiz gerekeni ayırdık…
Neyi birleştirecektik? Nasıl birleştirecektik?
Daha önce Akıl ve Zeka ile ilgili iki yazı ( 1nci – 2nci ) yazmış ve insanın varlığını, evrendeki diğer varlıklara göre konumlandırmıştım. Bu yazımda “insanı” konumlandırmayı, bazı benzetmeler ve çağrışımlarla devam ettirmek istedim.
Detay »
Yaşamın Sırrını Açıklıyorum!
Evet, başlık yanlış değil, ve sen doğru okudun!
Yaşamın sırrını bu yazıda bulacaksın. Hem de bütün yalınlığıyla, bütün çıplaklığıyla bulacaksın. Sana her saniye bağıran, ben buradayım diyen, burnunun tam dibinde olan ancak senin hep başka yerlerde, çok uzaklarda aradığın o meşhur “HAYATIN SIRRI” burada, bu yazıda…
Bunu az sonra öğreneceksin ancak öncelikle vermen gereken bir söz var!
“SÖZ VERİYORUM BU YAZIYI PAYLAŞACAĞIM”
Bu çok zor bir söz değil! Hiç bir şey kaybetmeyeceksin bu sözü vermekle!
Önce “SÖZ VERİYORUM” de okumaya devam etmeden önce…
Detay »
Cennet-i Balkon
Balkon bahçemizin bu yılki görüntüsü biraz daha zengin. Geçen yıldan farklı olarak bu yıl çeşitleri artırdığımız gibi iki farklı uygulamayı da yaşama geçirdik.
1- Zenginleştirilmiş Toprak Yapımı
2- Doğal Saksı Uygulaması
Nisan başında ilk tohum ekimlerini yaptık ancak soğuklar henüz devam ettiği ve gündüz-gece sıcaklık farkı hala dengeye gelmediği için olsa gerek tohumların bazılarında çimlenme olmadı.
Bu yıl kendi toprağımızı (daha doğrusu zenginleştirilmiş toprağı) da yapmaya karar verdik. Her zaman olduğu gibi bunun için yine “teşekkür malzemelerini” (Bkz. Nasıl Şükrediyorsunuz?) kullandık. Uygulamalar şöyle;
Detay »



