RSS

Şeytanın suçu ne?

14 Ocak 2010 Perşembe

Bugün ülkemizde pek çok kişinin diline pelesenk olmuş bir deyiş var; “Türk hükümeti Amerikanın kuklası…”
Gerçekte böyle bir kuklalık var mı? Yok.
Her ne kadar sevmesem de R.T.E. ya da bir başkası isteyerek kimsenin kuklası olmaz. Peki, nasıl oluyor tüm bunlar?

Bu işin değişik stratejiler olur. Gücünüz varsa, gücünüzün yettiği oranda bir “ETKİ” oluşturursunuz. Bu etkiye fizik yasaları gereği mutlak bir tepki gelir. Siz tepkiyi kendi amacınız için gücünüz doğrultusunda yeniden yeniden yönlendirirsiniz….
Bu biraz, squash oynamak gibidir.
Detay »

Nasıl şükrediyorsunuz?

23 Kasım 2009 Pazartesi

Şükr etmek, teşekkür etmek, müteşekkir olmak ifadelerini sık sık kullanırız. Peki, arapça kökenli bu sözcükten ne anlıyoruz? [Yandaki resmin konuyla ne ilgisi var demeyin, okumaya devam edin. :-) ]

“Teşekkür etmek” ne demek? Bu soruyu başta kendinize sonrada çevrenize sorduğunuzda üzülerek söyleyeyim pek doyurucu bir yanıt alamayacaksınız. Çünkü arapça olan bu sözcüğün dilimizdeki karşılığını neredeyse hiç bir zaman kullanmadık. Hatta üzerinde düşünmeye bile gerek duymadı çoğumuz. Öyle ya, bir dostumuz çay ısmarlar “teşekkür ederiz”, annemiz su getirir “teşekkür ederiz”, iş arkadaşımız bir konuda yardımcı olur “teşekkür ederiz”… Peki, teşekkür etmekle ne yapmış oluruz?

Ben kendi testimden bir kaç örnek vereyim.


Detay »

Bugün bir e-posta grubunda, ırklarla ilgili bir noktaya temas edince gönderdiğim yazıyı buraya alıntılıyorum.

Sevgiyle…

*****

Merhaba sevgili (gizlendi);

Kafamda ne ihtilalden kalma ne de başka bir yerden edinme bir ırk anlayışı yok daha doğrusu bir herhangi bir şekilde ırk anlayışım yok. Ben 49/13′ü okuyalı epey bir zaman oluyor… ;-)

Bak bakalım, kafasında Türk, Kürt, Cermen, Hint gibi “millet” anlayışı, Afro-Amerikan, Avrupalı, Beyaz, Siyah gibi “ırk” anlayışı olan o cânım (!?) çevirmenlerimiz senin tarifine “cuk” oturuyor mu? ;-)
Detay »

Allah katında ayların sayısı 12′dir ve bunlardan dört tanesi sınırlandırılmış/kısıtlandırılmıştır.(şehru haram)
Güneş etrafındaki bir tam turdan oluşan dilimin 12 eş parçaya bölünmesi her bir ayı (şehr) ifade eder.

Bu hesaplama yapılırken nedense oluşturulan takvimlerde sürekli hatalar vardır.
Örneğin aya göre yapılan kameri takvim güneşe göre her yıl 10 gün kadar bir artık verir ve her sene bu süre düzeltilir.

Güneşe göre yapılan bugün kullanılan Gregoryen takvimi ise 4 yılda bir, bir gün hata vermektedir ve 4 yılda bir düzeltilir. (29 şubat eklenerek)

Oysa dünya güneş etrafında kapalı bir yörünge izlemektedir. (Elips biçimli)
Pekala, bir çember gibi bir elipste 12′ye bölündüğünde artık vermez. Derece hesabından bahsedersek 360 / 12 = 30 olacak şekilde tam bir hesap çıkar. (Bu tür hesaplamalarda Radyan kullanılıyor normalde)
Detay »

“Cuma Namazı” ile ilgili olarak sıklıkla verilen 62/10 ayeti çevirmenlerin Kuran’ın sözcüklerini nasıl bozduklarına, nasıl kendi amaçlarına göre değiştirdiklerine iyi bir örnektir. Kuran, günümüzde uygulandığı şekliyle bir cuma namazından bahsetmediği gibi, bu uygulamaya referans olarak verilen ayetin vurguladığı önemli bir gerçek gözlerden saklanmaktadır.

Bana göre gözden kaçan ince ve önemli bir nokta var.
62/9′da geçen “SALAT” ifadesini bilinen namaza bağlamaya engel 62/10 ayetinde bir ifade var.

62/10 fe iza kudiyetis-salat…

Sevgili çevirmenlerimizin üç kağıdı burada da işlemeye devam ediyor. “Kudiye” (QDY) ifadesini “bitirmek” olarak çeviriyorlar. Siz çevirmenlerin bu ifadesine güvenerek 62/9′u namaza bağlayabilirsiniz. Ancak “QDY” ifadesine biraz göz atarsak durumda değişme söz konusu olacaktır.
Detay »

Abd, İbadet sözcüğü üzerine

29 Kasım 2008 Cumartesi

ABD sözcüğü kuran çevirilerinde “tapınmak, kulluk, ibadet, köle” gibi sözcüklerle karşılanmıştır. “Abd” sözcüğünü karşılayan en yakın sözcük “köle”dir. Ancak köle sözcüğüde türkçe değildir. Anlam olarak köle; eylemler bütününü belirli bir kişiye “büken” kişi demektir.

Eylemler yapılırken “bükümleri” köleliğin niteliğini belirler. Örneğin; bir kişiye yardım etmenin sonucunda bir kazanç elde ediliyorsa yardım o kazanca “bükülmüştür”.

Ağzını eğip bükmek deyiminden de açıkça çıkarılacağı gibi, söylenen sözlerin sonucunda ortaya ne çıkıyorsa “büküm” ona yapılmış demektir.

Kuran’da bükümlerin ancak Allah odaklı olması belirtilmiş ve insanların yaratılış amacının da bu olduğu belirtilmiştir. “Abd” sözcüğü ve türevlerini “bükmek, bükülmek, büküm, büken” olarak okuduğumuzda anlam yerine oturmaktadır.
Detay »

Din Afyondur

29 Ekim 2008 Çarşamba

Turgut Ağabey’den bir alıntı:

****************************************
Selam,

Kainat (Varlık ve Hayat) kitabının “okunarak” insanı Yaratana ve Gerçeğe ulaştıracağını,  Kuran bizzat açıklamaktadır.
Oku emri ile başlar, “andolsun size ayetlerimizi açıklayacağız” der.
Her kese, araştırmalara açık, evren kitabını okurken neyin “NE” olduğunu ve “nasıl” olduğunu araştırırız.
kuran bunu “ademe eşyanın ismini öğrettik” olarak ifade eder
bu ifade, insanın eşyanın NE olduğunu nasıl olduğunu “Tanımlama” yeteneği ile yaratıldığını anlatmaktadır.
fakat malesef satırlanmış kuranı oku(yama)yan din adamları yani dini afyona çevirenler, Kuranın hayat ile bağlarını kopardılar, bu yüzden  ne dediğini anlamadılar, ondaki kıssaları mistik mucizevi erişilmez, herkesin anlayamacağı, masallar şekline çevirdiler, düşünmeyi akletmeyi yasakladılar.
Hamdolsun Kuran, Şeytanların bütün tuzaklarını, insanların içinde bulunduğu şu an yaşanan tüm durumları “hizipler” şeklinde açıklamaktadır.

Son Eklediklerim

Kategoriler

Medipedya
Ansipedi
Runive
Ubuntu Linux Dağıtımı
OOXMLe karsi!
Windows 7 Sins

Yazı Arşivi

Valid XHTML 1.0 Transitional