Doğaya Aykırı – 2
Bir önceki yazımdan sonra Facebook’tan gelen yorumlardan sonra devam yazısını şimdiden yazmak istedim.
Önceki yazıma eklemek istediğim diğer bir bakış açısıda yine, yapısına bakarak “evren” adını verdiğimiz mekanımızın “evrilme” üzerine kurulduğu gerçeğiyle ilişkili…
Doğaya Aykırı yazımda bahsettiğim uydurulmuş işleri yapısal açıdan ele aldığınızda farkedeceğiniz bir başka noktada, uydurulmuş işlerin yapısında bir “evrilme” olmadığı gerçeğidir.
Geçmişte olup bitmiş bin bir türlü işlerin kaydını aynı cümlelerle yazıp, tonlarca kağıdı tasnifleyip, damgalayıp yüzlerce metrekare yerlerde koruma altına alıp, onları koruyacak mekanikler üretmek vs gibi işlemlerin hiç birinde bir “evrilme” söz konusu değildir. İnsanların işlerinde sıkılma nedenlerinin başında da doğaya aykırı olan bu “evrilmeme” etkeni vardır.
Dünyanın en hızlı kağıda damga basma takımları kurulsa (Örn, Nüfus İşleri Damgalama Takımı, Dış İşleri Damgalama Takımı) ve bu takımlar her hafta aralarında yarışma yapsa ve tüm ulusal tv kanalları bu yarışmaları aynı anda canlı yayında verseler sizce ne kadar izlenirler?
Peki, her hafta şifreli kanalda verilen canlı yayınları insanlar neden üzerine para vererek izliyorlar? Neden bir müzisyenin şarkılarını defalarca dinlediği halde insanlar konser salonlarına doluşuyorlar?
Bu soruların yanıtı ile Doğaya Aykırı yazımı üzerine oturttuğum temel aslında aynı… DOĞA’nın yapısı…
Doğa her an bir evrilme halindedir, her an yeni bir sonuç çıkarır ve her anın ne getireceği önceden kestirilemiyor, bilinemiyor… Basit bir cümleyle “sürprizlerle dolu”…
Uydurulmuş işlerin yapısında bir evrilme, sürpriz, heyecan olmadığı için kısa zamanda monotonluk yakalanır ve haliyle çok çabuk bir sıkılma söz konusu olur…
Doğal işlerde ya da doğayla paralellik taşıyan işlerde evrilme, gelişme, heyecan ve sürpriz olduğu için bu işler insanları asırlarca sıkmadan yaşatabilirler…
Doğaya Aykırı – 3 yazısını uzunca bir süre sonra yazmak üzere sevgiyle…




İlginç bir yazı olmuş. Çok doğru yanları var, ancak merak ettiğim bir de husus var. Elbetteki doğal işler yapmayı herkes ister ancak günümüz şartlarında sanırım bunu yapmak pek mümkün değil. Misal, herkes ressam olsaydı, herkes ses sanatçısı olsaydı yada herkes demirci olsaydı diğer ihtiyaçları kim görecekti? Bu diğer işler dediğimiz kısım yüzünden zaman içinde ister istemez bir doğal sistem oluşmuş ve her ihtiyacı gideren bir iş alanı oluşmuş kanısındayım sevgili Arif ağabeyim.
Yalnız doğal işleri yapanların bu yaptıkları işi gerçekten severek yaptıklarına olan inancım tamdır. Diğer söylemiş olduğunuz uydurulmuş işlerdeki monotonluk tespitine de harfiyen katılıyorum.
Saygılar.