Matematik Kitabından…
Birgün nereden geldiyse iyi bir matematikçi olmayı dilediniz ve bunun için işe koyulmak istediniz. Nereden başlayacağınız üzerine biraz düşündüğünüzde iki olasılık üzerinde karar vermeniz gerektiğini fark ettiniz.
1-) İyi bir kursa (ya da okula) gidip, bir bilenden ders almak
2-) Matematiği baştan sona detaylıca anlatan kitaplar edinerek kendiniz çalışmak.
Henüz matematikle ilgili hiç bir şey bilmediğiniz için ikinci yöntemin zor ve zaman kaybettireceğini düşünüp birinci yöntemi seçebilirsiniz. Peki, gerçekten seçiminiz doğru mu?
Birinci yöntemde, kurs alacağınız kişi de büyük olasılıkla aynı yöntemle öğrenmiştir ve çoğunlukla bir kitabı baz alarak ve kitaptakileri tekrarlayarak, izleyerek size anlatacaktır. İlk öğretim, lise ve üniversiteyi hatırlayın… Büyük olasılıkla aldığınız dersler, öğretmenlerin bir kitabı kaynak kullanması üzerine kuruludur. Çoğu zaman sadece kitapta yazılanı tekrar eder, kitapta verilen örnekleri aynen kullanır. Ender olarak kendi araştırmaları ve ilerlemesinden bir sunum yapar. Özetle bugüne kadar aldığınız derslerin çok büyük çoğunluğu “ikinci el” bilgiye dayanır.
Neden ikinci el bilgiye kendinizi mahkum edesiniz ki?
Sonuçta bir kitabı izlerken sarf edeceğiniz anlama çabasını ikinci el bilgi satışında da sarf ediyorsunuz.
Neyse, bunu ayrıca ve daha detaylı bir tartışmaya saklayalım ve ikinci yöntemi seçtiğinizi düşünelim.
İkinci yöntemi seçmeniz aslında sorunu çözmüyor. Bu defa çalışma yöntemi üzerinde bir kaç senaryo çıkıyor karşımıza…
1- ÇİZGİ ROMAN YÖNTEMİ
Adına çizgi roman yöntemi diyeceğim bu çalışma düzeninde aldığınız matematik kitabını açıp baştan sona okumayı kastediyorum. Bu yöntemde, kitabı büyük bir heyecanla, bazen sıkılarak elinize kağıt kalem almadan sadece okuduğunuzda kitaptan alacağınız, göz ucuyla taranıp derlenmiş yarım yamalak bir kaç bilgi olacaktır.
2- -MUŞ GİBİ YÖNTEMİ
Bu yöntemde de hedefi belirlediğiniz halde ne yapacağınızı bilmediğiniz için henüz kitabın ilk sayfasını açtığınızda büyük bir bilinmezlikle karşılaşmayı kastediyorum. Bu yöntemde ise, “bilinmezliğin” arkasına sığınılarak, sağdan soldan aparma, yardımcı olabileceği düşünülen pek çok kitabın, yazının, anlatımın, akıl veren birilerinin sözlerinin ardına düşülür ve masa oldukça kalabalık bir hale gelir. Dışarıdan bakıldığında hummalı bir çalışma var-mış gibi görünür. Oysa henüz kitabın ilk sayfası dahi incelenmemiştir. Kitabın bu şekilde anlaşılmayacağına karar verilmiş ve başka kaynaklara yönelinmiştir.
3- ZEKİCİK YÖNTEMİ
Bu yöntemde, aldığınız kitabı biraz okuyup, gördüğünüz bir kaç küçük numaradan etkilenerek, kitaptaki diğer “sihirli” numaraları incelemeyi kastediyorum. Bu yöntemde ise, kitabın bir kaç sayfası incelendiğinde kullanılan kanıtlar ve kanıtlama yöntemleri zekice ve gösterişli bulunmuştur. Bazen,
* “Acaba bu kitabı gerçekten bir matematikçi mi yazdı?”
* “Önce bu kitabın bir matematik kitabı olduğunu kanıtlayalım.” gibi soruların ardına düşebilirsiniz. Ya da; kitapta, sayılarla ilgili şöyle bir tabloyu görebilirsiniz.
12 345 679 x 9 = 111 111 111
12 345 679 x 18 = 222 222 222
12 345 679 x 27 = 333 333 333
12 345 679 x 36 = 444 444 444
12 345 679 x 45 = 555 555 555
12 345 679 x 54 = 666 666 666
12 345 679 x 63 = 777 777 777
12 345 679 x 72 = 888 888 888
12 345 679 x 81 = 999 999 999
Buna benzer şeyleri görüp kitapta bunun gibi diğerlerinin peşine düşersiniz. Kitabın matematik adına öğrettikleri ikinci plana itilmiştir ve/veya az ilgi çeker olmuştur.
4- GERÇEKTEN ÖĞRENME YÖNTEMİ
Bu yöntemde ise adından da anlaşılabileceği gibi kitaptan gerçekten de matematiği öğrenmeyi kastediyorum. Bu yöntemde ise aldığınız kitabın bir “KILAVUZ” olduğunu bilirsiniz. Konuları sırasıyla, inceleyerek, üzerinde çalışarak ve özümseyerek ilerlersiniz. Evet, oldukça uzun bir zaman alabilir kitabı bitirmeniz. Ancak sırasıyla ve herşeyi özümseyerek ilerlediğiniz için aldığınız bilgi sağlamdır ve sonraki konuları daha kolay anlamanız için temel oluşturur.
KURAN KILAVUZDUR!
Kuran kılavuzdur. En azından kendisi bu iddiadadır. Bu nedenlede Kuran’ı ne çizgi roman yöntemiyle, ne -mış gibi yöntemiyle (genelde ehli sünnet milleti) ne de zekicik yöntemiyle (genelde mucizematikler) çalışamazsınız.
Kuran’ı “gerçekten öğrenme yöntemi” ile çalışabilirsiniz ve ancak bu yöntemle ondan bilgi derleyebilirsiniz. Kuran’ın anlattığı her konuyu hemen bileceksiniz diye bir koşul yoktur. Kuran bir yaşam kılavuzu ise ve yaşam bir kaç saatte olup bitmiyor, geniş bir sürece yayılıyorsa, Kuran’ı öğrenmek ve çalışmakta yaşamla paraleldir.
Siz hangi yöntemi seçiyorsunuz?
Sevgiyle…




kaç zamandır belirli zaman aralıklarıyla paylaştığınız yazıları okuyorum. birçok yazınızda son satırda evet bu beklediğim finaldi dediğim oldu. vermek istediğiniz ve verdiklerinizle -sanırım işinize yaramasa bile- övgüyü hak ediyorsunuz. ama sizi övecek değilim. genel görüşünüzü takdir ediyorum. dediğiniz gibi kur’anı anlamak uzun bir yolculuktur belki sınırlı kapasitemizi aşmak zorunda kalarak da yapamayız bunu. ama düşüncem şu ki her ne kadar “gelenekçi islam” ı beğenmesek de sonuç olarak o tür bir toplumdan gelmiş bulunuyoruz ve kendimiz dahi bu toplumun bu zihniyetini değiştirmek oldukça zor olacaktır. belki insan beyninin sinaps yolları kadar yol kat etmek gerekir. ve şunu öğrendim ki her ne kadar aklımızı kullandığımızı düşünsek de, birilerinin yanılıyor olabiliceğini ve doğru düşünceye en yakın kişinin kendimiz olabileceğini düşünsek de maalesef dünya şartlarında olsun veya anlayamadığız diğer şartlarda hiçbir düşüncemizi kesin kanıtlara dayandıracak akideye sahip değiliz ( en azından bir beşer olarak; dediğiniz gibi sadece umut etmek kalıyor bize) sizi tekrar takdir ediyor ve yazılarınızın devamanı diliyorum.
sevgi ve saygıyla…