Şükr etmek, teşekkür etmek, müteşekkir olmak ifadelerini sık sık kullanırız. Peki, arapça kökenli bu sözcükten ne anlıyoruz? [Yandaki resmin konuyla ne ilgisi var demeyin, okumaya devam edin. :-) ]

“Teşekkür etmek” ne demek? Bu soruyu başta kendinize sonrada çevrenize sorduğunuzda üzülerek söyleyeyim pek doyurucu bir yanıt alamayacaksınız. Çünkü arapça olan bu sözcüğün dilimizdeki karşılığını neredeyse hiç bir zaman kullanmadık. Hatta üzerinde düşünmeye bile gerek duymadı çoğumuz. Öyle ya, bir dostumuz çay ısmarlar “teşekkür ederiz”, annemiz su getirir “teşekkür ederiz”, iş arkadaşımız bir konuda yardımcı olur “teşekkür ederiz”… Peki, teşekkür etmekle ne yapmış oluruz?

Ben kendi testimden bir kaç örnek vereyim.

Soru: “Teşekkür etmek ne demek?”

Teşekkür etmek teşekkür etmek işte!

Biri sana bir iyilik yaptığında ona teşekkür etmek.

Minnet duymak.

Nezaket göstermek.

Her kapıyı açan anahtar.

Soru: Gerçekte teşekkür etmekle ne yapılmış olunur?

Teşekkür “karşılık vermektir.” Aklınıza gelen “teşekkürlük konuları” düşünürseniz güzel bir püf noktası farkedeceksiniz. Bir şey karşılığında “borçlu durumda kalma” ve buna “karşılık verme” gibi mükemmel bir ifade var.

A: Allah’a neden şükrederiz?
B: Bize nimetler verdiği için
A: Örneğin; şeftali bir nimet midir?
B: Evet, elbette.
A: Peki, şeftali için Allah’a nasıl şükredersin?
B: !(/^?)’=?)^=?!!
A: Afiyetle yiyerek mi?
B: Teşekkür ederim işte!
A: Nasıl işte? :-)
B: Nasıl?!
A: Anlaşıldı bu böyle uzar gider. Bak bir örnek vereyim…

Yaz kış pek çok meyve ve sebze tüketiriz. Yukarıdaki sorumda “şeftali” demiştim. Örneğin şeftaliyi afiyetle yedikten sonra ne yaparız? Kalan “çöpü” (çekirdekleri) layık oldukları yere (!?) çöpe atarız değil mi? İşte bu en rezil şükretme örneği…

Oysa “çöp” dediğimiz o çekirdekleri hiçte zahmetli olmayan bir şekilde basit bir kutunun içinde saklayabilirsin. Daha sonra bir parka, bahçeye, ormana, dağa gezmeye çıktığında bir kaç tanesini ve yanında bir litre suyuda yanına alırsın. Gezintinin tadını çıkarırken rastgele bir kaç yerde toprağa bir kaç santim bir çukur açarsın çekirdeklerden birini gömer, üzerine biraz su dökersin. gezintine devam edersin…

Toprağa ektiğin o çekirdeklerden biri tutar, filizlenir, biri görür su verir, biri görür budar, biri görür aşılar… Gün gelir meyve verir…

Bu da güzel bir “şükretme” olur. :-)

Yediğiniz sebze ve meyvelerin çekirdeklerini “çöp” zannetmeyin, onlar sizin için yedikten sonra “borçlandığınızın karşılığını vermek” için lazım.

Mutfağınızda, balkonunuzda küçük bir kutu bulundurun. Olanak varsa, ışık görmeyen ve serin bir yerde tutun. Salata yaparken çıkan biber, limon çekirdeklerini, elmanın, şeftalinin, kayısının, mandalinanın çekirdeğini “çöpe” değil “kutuya” atın.

Sayıları hep “abartılı küçük” olarak verelim. Bir kış mevsiminde 10 ton mandalina tüketsek, 10 ton mandalinadan çok değil sadece 20.000 çekirdek çıksın. 20 bin çekirdeğin 10.000 tanesini çöpe değil toğrağa atılsın. 10 bin ekili çekirdeğin sadece %10′u tutsa her yıl 1000 ağaç eder. Bu “abartılı küçük” sayıların gerçek değerlerini ve meyve sebze zenginliklerini bir kaç dakika düşünün… :-)

Siz nasıl şükrediyorsunuz?