MAVİDİR MAVİ

Çocukken gözlerim maviydi sonradan yeşile döndü. O yüzdendir ki çocukluktan kalma “maviştir” bir çağrılışım.
Maviştir çağrılışım ama maviyedir asıl çağrılışım. 30 fotoğrafla anlattığım maviyi gezmenin ön şartı mavinin şiiri…

Güneş nasıl doğar bilir misin?
Hiç, sabahı getiren güneşi düşündün mü mesela?
Sadece bir aydınlık mıdır sabah?
Ya da ışık mıdır güneş yalnızca?
Bir anne dokunuşu gibidir,
O’nun karanlığa dokunması…
Hiçbir şey yoktur mesela, daha,
Eli henüz kavuşmamıştır başına,
Kızartır, sarartır ve mavidir git gide herşey…

Kırılmış kelimelerden oluşan,
Eski bir şiir eşliğinde,
İçilen bir şarap kadehi düşün mesela,
Yalnızlığımın tüm anlarını kaydetmiştir gece boyunca,
Dibinde kalan son bir kaç damlaya…

Güneş ona da değer mesela,
Onu da kızartır, morartır, mavidir sonunda kuruduğunda…
Acılarımda o damlayla kurur,
‘Yok’ sayılır artık zaman atlasında…
Sanki hiç yaşanmamış bir sevda,
Hiç söylenmemiş şarkı,
Dinlenmemiş melodiler,
Üşümüş elleri ısıtmak için sarıldığın bir bardak çay,
Hiç girilmemiş bilinmeyen sokaklar,
O sokaklarda yaşayan insanlar,
O insanlara ait hatıralar,
Ve o hatıralar üzerine yapılan tahminler yoktur mesela…

Aslında doğmamıştır güneş,
Değmemiştir henüz o kadehe,
Çünkü dolmamıştır şarap,
Ve okunmamıştır o şiir henüz,
Çünkü yazılmamıştır daha…
Masmavidir çünkü gökyüzü ve deniz,
Derinliğin, enginliğin, hayalin temsilidir mesela.
Umudu anımsatır her baktığımda…
Henüz söylenmemiş en güzel sözler üzerine,
Birgün ve hergün söyleyebilmek ümidiyle…
Bak hayata “mavidir mavi”…